Vahiy, Mü’minlere inmemiştir, “Kalb-i Muhammedî”ye inmiştir.

Vahiy, biz Mü’minlere inmemiştir, “Kalb-i Muhammedî”ye inmiştir. Onu insanlara indirmek ise Hz. Peygamber(s.a.v.)’in vazifesidir. Muhammed sûresinde, müşriklerin bu duruma, yani Peygamber(s.a.v.)’in aracı olup Kur’ân’ı onun açıklamasına tahammül edememesi, bunu reddetmesi vurgulanmaktadır ve onların “Kur’ân bizim içimizden bir yüceye inmeliydi” demesi, Peygamber(s.a.v.)’i aradan çıkarmak istemesidir. Oysa Allah Teâlâ, Müşriklerin bu talebi her ileri sürüşünde çok sert bir şekilde reddetmiştir.

Yani burdan anlaşılacak başka bir husus ta şudur; Müşrikler “Kur’ân bize inmeliydi” diyerek aslında problemlerinin Kur’ân ile değil onu beyân eden, açıklayan, nasıl anlaşılıp nasıl yaşanacağını gösteren Hz. Peygamber(s.a.v.) ile olduğuna -dolaylı olarak- delâlet etmektedir.

Günümüzde Hadisler üzerinde şüphe oluşturarak, “Nebîye İtaat yoktur, Resûle itaat vardır. Resûl de sadece Kur’ân’ı tebliğ edendir. O halde bize Kur’ân yeter, Peygambere gerek yok” söylemi üzerinden Peygamberi devre dışı bırakma çabaları da, geçmişteki müşrikvârî tavrın günümüze yansıyan boyutudur.

 


Kur’ân’ın bizlere değil Kalb-i Muhammedî’ye indiği hakîkati Bakarâ/97 ayetinde de açıkça bildirilmektedir.

” De ki: ‘Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”

Bir Cevap Yazın