Sünnî Paradigmanın Oluşumunda Şafiî’nin Rolü” İsimli Bir Tezvirat Kitabına Dair…

Şarkiyatçılığın lokomotifliğini üstlenen Modern İslâm düşüncesinde, bazı İslâm âlimlerinin bilinçli bir şekilde “hedef” haline getirildiği dikkatli gözlerden kaçmaz. Bu isimlerin başında da İmam Şafiî(rh.a.) gelmektedir. Onun, Sünnîliğin sahip olduğu iddia edilen kaderci, akıl karşıtı, dogmatik ve literalist karakterine biçim veren en önemli aktör olduğu iddiasının kendisi, neredeyse bir dogma-tez haline gelmiş/getirilmiştir.

Onların bu yaklaşımlarında ise er-Risâle’nin etkin rol oynadığı söylenebilir. Tasnif olarak Usûl-i Fıkhın temellerini atan İmam Şafiî’nin er-Risâle’de ortaya koyduğu esaslar, muhtemelen hareket alanlarını daraltıp istedikleri manevraları yapmalarına mani olduğu için Modernistler tarafından bu kitabın ilmî bir eser değil, ideolojik bir çalışma olarak sunulmasına yol açmıştır. Hatta onlar yine aynı nedenden dolayı sahip oldukları “bilinçli Şafiî karşıtlığı” dürtüsüyle, er-Risâle’yi bir usûl kitabı, İmam Şafiî’yi de bu ilmin kurucusu olarak görmek istemezler.

Bu sebeple, yerli Modernistlerin ve yabancı oryantalistlerin/müsteşriklerin makalelerinden teşekkül eden “Sünnî Paradigmanın Oluşumunda Şafiî’nin Rolü” isimli, M. Hayri KIRBAŞOĞLU imzalı seçki de, bu teze derli-toplu bir katkıda bulunmak amacıyla oluşturulmuştur.

Seçki içerisinde Kırbaşoğlu’nun kendisine ait iki makale de yer almaktadır. Bunların ilkinde İmam Şafiî’nin er-Risâle’deki hadisçiliğini kritize(!) eden Kırbaşoğlu, “er-Risâle’nin Şekil ve Muhteva Açısından Eleştirisi” başlıklı ikinci makalesinde, -kendi tabiriyle- ” 12 asır boyunca ihmal edilen er-Risâle Eleştirisi görevini” yerine getirmeye çalışmıştır.

Kırbaşoğlu’nun makale boyunca yoğun bir Nasr Hamid Ebu Zeyd tesiri altında hareket ettiği çok açık bir şekilde hissedilmektedir. Öyle ki, Ebu Zeyd’in dillendirdiği kimi iddiaları, birçok yerde sadece tekrar etmekle yetinmiş ve kendince bu iddialara destek olacak kimi Er-Risâle pasajlarına yer vermekle iktifa etmiştir.

Er-Risâle’nin ilmî/usûlî endişelerle yazılmış bir eser değil ideolojik bir savunma olduğu iddiası bunlardan biridir. O böyle bir iddiayı kendi ifadesiyle “rahatlıkla” dile getirebilmiştir. Kendisine bu rahatlığı sağlayan neden, belli ki Ebu Zeyd’in iddiaları karşısındaki “ikna olmuşluk”tan başka bir şey değil. Bu noktadan sonra Kırbaşoğlu’nun hedeflediği tek şey, ilgili iddiaya destek olabilecek pasajları bulmak ve bunları iddia ile uyum arz edecek tarzda sunmaktır.

Kitabın içerisindeki makaleler;
1. George Makdisi, Şâfi’î’nin Hukuki Teoloji Anlayışı: Usûl-i Fıkh’ın Kökenleri ve Önemi.
2. Wael B. Hallaq, Şâfi’î Hukuk İlminin Başmimarı mıydı?
3. Rıdvan es-Seyyid, Şâfi’î ve er-Risâle (Fıkıh Sisteminin Oluşum Tarihine Bir Bakış – İslam Fıkıh Sisteminin Oluşumuna İlişkin Bir Etüd)
4. Nasr Hâmid Ebû Zeyd, İmam Şâfi’î ve Ortayol İdeolojisinin Tesisi
5. Osman Taştan, Merkezileşme Sürecinde İslam Hukuku: Bölgeselliğe Veda veya Şâfi’î Faktörü.
6. Mehmet Paçacı, İmam Şâfi’î’nin Metodolojisinde Öznenin Rolü: Hermeneutik Bir Eleştiri.
7. Mustafa Öztürk, Kur’an’da Yabancı Kelime Bulunup Bulunmadığı Tartışması ve Şâfi’î’nin Dogmatik Dil (Arapça) Tanımlaması Üzerine.
8. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, Şâfi’î’nin er-Risâle’deki Hadisçiliği.
9. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, er-Risâle’nin Şekil ve Muhteva Açısından Eleştirisi.

Önemli Not: Bahis konusu yaptığım bu eser, Modernizm, Modernistler ve Etkileri bağlamında araştırma yapanların okuması gereken bir kitaptır. Lakin ilmî altyapısı olmayanların, konuya yabancı olanların, araştırma gayesi değil de ilim öğrenme gayesi taşıyanların okumaması, uzak durması gereken zararlı bir neşriyattır.

Şükrü Yaşar

Bir Cevap Yazın