Mealciler “Kader’e İman” Konusunda Neye İtiraz Ettiklerini Biliyorlar mı?

Ehl-i Sünnet’in Kader ve Kadere İman Anlayışı, kulların irâdesini devre dışı bırakan bir anlayış değildir.
 
Mealcilerin anlayamadığı, idrâk edemediği “Kadere İman” aslında “Allahın ezelî ve sonsuz ilmine iman” demektir bir bakıma.
Mealciler ise Cebriye adlı bid’ât fırkanın Kader anlayışı ile Ehli Sünnetin Kader anlayışını karıştırıyorlar bilerek ya da cehaletten dolayı.
“Kader, Kadere İman” konusunda problemi olanların aslında Allahın ezelî ilmi konusunda problemleri vardır.
 
Mealcilere ne zaman sorsak, neye itiraz ettikleri konusunda henüz doğru bir tanım yapabilmiş değiller. Neye itiraz ettiklerini bile bilmiyorlar maalesef. Bugüne dek Ehli Sünnet’in Kader ve Kadere İman anlayışını doğru (ya da doğruya yakın) şekilde tarif edebilen hiçbir moderniste, mealciye rastlamadık.
Mustafa İslamoğlu, Abdülaziz Bayındır, Mehmet Okuyan, Caner Taslaman, Hayri Kırbaşoğlu, Sait Hatiboğlu v.s. hepsinin de Kaderden, kadere İmandan ne anladıklarını tek tek araştırıp öğrendik, hiçbiri de Ehli Sünnetin Kader anlayışını tarif etmiyor. Onlar başka birşeye, Cebriyyenin kader anlayışına itiraz ediyorlar ama Ehli Sünnetin Kader anlayışına itiraz ediyormuş gibi takdim ediyorlar itirazlarını. Bunun iki sebebi olabilir, ya bu konuda cahiller (birçok konuda cahil oldukları gibi), ya da sahtekarlık yapıyorlar, alicengiz yapıyorlar.
 
Ehli Sünnetin Kader ve Kadere İman Anlayışı, kısaca; Allah Teâlâ tüm yarattıklarının, kullarının ne yapacağını, kıyamete kadar neler olacağını tüm detayları ve ayrıntılarıyla bilmektedir. Mealcilerin bu meselede vartaya düştüğü, baltayı taşa vurduğu nokta şudur; Allahın bilmesi kulun irâdesini devre dışı bırakmaz. Tercihlerimiz bize aittir ve dolayısıyla tercihlerimizin getirdiği sorumluluk ve sonuç ta bize aittir.

Allah bizim doğumdan ölüme yapacağımız her tercihi, işleyeceğimiz (ya da işlemeyeceğimiz) her fiili, her ameli, hakkımızdaki herşeyi ezelî ilmi ile ezelden beridir bilmektedir. Bildiği için de, bizim tercihlerimiz, seçimlerimiz, fiillerimiz amellerimiz, Kader olarak belirlenmiştir Allah tarafından.
Allah Teâlâ(c.c.), iyiliği hidâyeti seçeceğini bildiği insanların iyiliği hidâyeti seçmesini seçer. Kötülüğü, dalâleti seçeceğini bildiği insanların da kötülüğü dalâleti seçmesini seçer.
Allahın hakkımızdaki seçimi, bizim seçimimizi bir onaydır. Seçimler yine bize aittir.
İşte Ehli Sünnete göre; “Allah dilediğini hidâyete erdirir, dilediğini de saptırır” ayetinin anlamı, manası budur Allahu alem.
 
Kadercilik Cebriyye inanışıdır. Ehl-i Sünnet’in Kader anlayışında ise “Kadercilik” yoktur.

Şükrü Yaşar

Bir Cevap Yazın