Kıyâme Sûresi ve Beyân Hakkında…

İmam Fahruddîn er-Râzî (rh.a.) Mefâtihû’l-Gayb isimli tefsirinde, Kıyâme Sûresi 16-19 âyetlerinin(*) tefsiri sadedinde, bu âyetlerin nüzûl sebeblerinden en önemlisi olarak, Hz. Peygamberin (s.a.v.) Cebrâil (a.s.)’ın kıraâtiyle birlikte âyetleri tekrarladığını ve bu kıraât esnâsında, ilme olan aşırı düşkünlüğünden dolayı, Peygamberimiz (s.a.v.)’in âyetlerin müşkîl yönlerini ve kapalı mânâlarını sorduğuna işaret ettiğini (çünkü 19.ayette açıkça “Sonra onu açıklamak, beyân etmek te bize aittir” denilmektedir, bu ayetten anlaşıldığı üzre Hz. Peygamber âyetlerin açıklamasını, beyânını sormuş, âyette de bu sorusuna cevap verilmiştir),  bu sebeple de bu ayetlerle Hz. Peygamber (s.a.v.)’e iki şeyin yasak edildiğini vurgulamaktadır;
Bunlardan biri Cebrâil (a.s.) ile eşzamanlı şekilde gelen vahyi okuma gayreti, diğeri ise ayetlerin beyânı ile ilgili sorular sorması.

Bu noktada, Kıyâme Sûresi 19. âyetteki “beyân” olgusunun bizzat Allah’a dayandırılmasını, “…Bir takım açıklamaları bizzat Allah’ın yapması ve normal olarak bunu Kur’ân’da yerine getirmesidir. Şayet bu açıklamayı elçisi aracılığı ile yapacak olsaydı, birçok âyette olduğu gibi açıklamayı Hz. Peygambere izâfe ederdi.” şeklinde anlamak (Bknz; Kırbaşoğlu, Sünnet, s.295) tamamen isabetsiz bir yaklaşımdır. Zirâ beyân’ın “normal” olarak Kur’ân’da yapılması şartının hiçbir delili olmadığı gibi, Kırbaşoğlu’nun -ismi geçen- kitabında “Hz. Peygamber’in Kur’ân dışında da vahiy aldığı iddiası”nın dayanaklarını irdelediği bir bölümde ele aldığı bu âyetteki izâfeti bu şekilde yorumlaması ayrı bir çelişkidir. Çünkü söz konusu beyân olgusu Allah’a izâfe edilmeli ki, Kur’ân dışında vahyin varlığına delil olabilsin, aksi takdirde Hz. Peygamber(s.a.v.)’e izâfe edilseydi, belki şahsî ictihâdı v.b. vasıfları öne sürülerek, Kur’ân dışındaki vahiy konusu tartışılır hale getirilebilirdi. O sebeple Kırbaşoğlu’nun, “Bu âyette açıklamayı Resûl’e değil de, kendisine (Allah’a) izâfe etmesi bizce gözardı edilmemesi gereken bir husustur.” görüşüne, Kur’ân dışındaki vahyin Allah’a izâfesinin esaslı ve açık bir delili olması bakımından katılmamak mümkün değildir.

Şükrü Yaşar
*********************

(*) Kıyâme Sûresi 16-19:
(Ey Muhammed) onu (Kur’ân’ı) tekrarlamak için (Cebrâil sana vahyi bildirmeyi bitirmeden) dilini depretme, onu (senin kalbine) toplamak ve (sana) okutmak bize düşer, sana Kur’ân’ı okuduğumuz zaman onun kıraâtını takip et. Sonra onu beyân etmek te bize düşer.”

Bir Cevap Yazın