Kadınların Câmi’ye Gitmesi

Zaman zaman sosyal medyada denk geldiğimiz şekilde Kadınların Camide Cemaat ile namaz kılması bağlamında Ehli Sünnet’e muhalif olarak görüş beyân edenlere, bu görüşü savunanlara cevaben, şunları söylemek/sormak isteriz;
 
Bu mesele hakkında bizlere ya da daha genel tabirle “Ehl-i Sünnet”e muhalif yorum yazanların, muhalefetinin temelinde elbette Kur’ân, Sünnet, Sahabe ya da Selef yok.
 
Ya ne var?

Modernizmin zihinlere dayattığı ve bizlere ait olmayan “eşitlik, özgürlük” gibi yabancı kavramlar var. Bu kavramların zihnimizde meydana getirdiği çarpık bakış açısı var, mealci din anlayışından kaynaklanan zihin erozyonu var.
Kadınların camiye gitmesi dinen yasak değildir elbette ama İslam tarihi boyunca da tasvip edilmemiş ve uygulanmamıştır. Modern zamanlara gelinceye kadar da bu durum herhangi bir şekilde tartışma konusu yapılmamıştır.
 
“Bu ne saçma bir yaklaşımdır, kadın ile erkek eşittir, İslama göre de eşittir” diyenlere de birkaç lafımız var…
 
Eğer camiye mescide gitme ısrarında olan ya da evde değil de dışarıda olma arzusu hisseden ve bunu da “eşitlik, özgürlük” gibi yabancı kavramların zihinlerinde meydana getirdiği dürtü ile yapma ısrarında olanlar varsa, tutarlı olmaları adına kendilerinden şu hususlara da tepki göstermelerini bekleriz;
Mesela Kur’ân’da açık ve net bir şekilde erkeklere aynı anda 4 evliliğe kadar ruhsat/izin vardır. Ama kadınlar için böyle bir izin yoktur ve yasaktır. Bu durum ise modernizmin eşitlik anlayışına tamamen zıttır. “Erkek müminler ile kadın müminler eşittir” sloganıyla hevâlarının peşine vagon olanların, bu evlilik durumuna da itiraz etmelerini, eşitliğe aykırı olduğunu dile getirmelerini bekleriz. Yine Kur’ân’da vurgulanan miras paylaşımı konusunda kadın mirasçıya, erkek mirascının aldığı payın yarısının verilmesi emredilmektedir. Bu da eşitlik anlayışına tamamen aykırıdır. O halde derdi eşitlik olanların bu ayetlere, hükümlere de tepki göstermelerini bekleriz tutarlı olmaları adına. Yine Kur’ân’da belirtilen kadının şahitliği meselesi de eşitliğe aykırıdır.
Derdi eşitlik özgürlük olanların “Aaa olurmuymuş öyle şey, İslamda kadın ve erkek eşittir, bunlar ne saçma uygulamalar” demelerini bekleriz.
 
Kadını erkek hegemonyasından kurtarmayı vadeden modernite, “eşitlik, özgürlük” gibi süslü sloganlarla, zihin erozyonuna maruz bıraktığı insanlara bulunmaz bir nimet vadettiği “eşitlik” anlayışına aykırı olan bu nasslar hakkında da tutarlı bir görüş beyân etmelidirler.
Kur’ân’da ve Sünnet’te kadın ile erkeğin -adalet, hukuk önündeki eşitliği dışında- hiçbir konuda eşit olmadıklarına dair birçok nass mevcuttur.
 
Muhalefet edenlerden beklediğimiz ise dürüst olmalarıdır!
 
Eğer İslamın kadınlar hakkındaki saydığımız ve sayabileceğimiz eşitliğe aykırı olan bu açık hükümleri sizlere ağır geliyorsa, zorunuza gidiyorsa, hevânıza ve eşitlik anlayışınıza uygun başka inanç şekilleri, çeşitleri de var yeryüzünde. Sonuçta dinde zorlama yoktur. Ağır geliyorsa, değiştirmeye tahrif etmeye kalkışmak yerine dürüst olup “bu hükümler bizlere ağır geliyor” diyerek itiraf edin.
 
Gelelim namaz meselesine;
Kur’ân ve Sünnette konu ile ilgili olan nasslara değinmeye de lüzum yok.
Eğer bu meseleye muhalefet ederek mescidde namaz kılamkta ısrar eden bayanların derdi namaz ibadetinin yüksek derecesine nail olmak ise, üzülmelerine hayıflanmalarına gerek yok. Zira; kadınlar için evlerin mescitlerden daha hayırlı olduğunu bildiren hadisler yoruma ihtiyaç duyulmayacak derecede açıktır. Bu durum, Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) eşleri başta olmak üzere diğer bütün kadın sahabiler tarafından da böyle anlaşılmıştır. Kadınların ibadetlerini nerede yapmalarının daha faziletli olduğunu bildiren ilgili hadis şu şekildedir: “Odalarınızda kıldığınız namaz, salonlarınızdakinden, salonlarınızda kıldığınız binalarınızdakinden, binalarınızda kıldığınız da cemaatle kıldığınız namazdan daha faziletlidir.”(*) Yine başka sahih bir rivayette kadınların kıldığı en hayırlı, en sevaplı, en efdâl namazın, evlerinin kuytusunda kıldıkları namaz olduğu vurgulanmaktadır.
 
Bu durumda eğer namazın yüksek sevabından mahrum kalma kaygısı ile camiye gitme ısrarı gündeme getiriliyorsa görüldüğü üzre bunda kaygı duyulacak bir durum yoktur. Tabii mesele ibadet etmek değil de, modernitenin zihinlere dayattığı “eşitlik, özgürlük” duygusu ile erkeklerle eşit olduğunu gösterme gayesiyle mescide, camiye gitme ısrarı ise bu dini değil nefsî bir arızadır.

Şükrü Yaşar



(*) İbn Abdilberr, el-İstîâb fî Esmai’l-Ashab, Beyrut, 2002, II, 580 ; Ebu’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Esîr, Üsdu’l-Gâbe fî Ma’rifeti’s-Sahabe, Beyrut, 1994, VII, 311.

Bir Cevap Yazın