İsnâd Sistemi Hakkında | Ahmet Tahir Dayhan Hoca

“Efendim İsrailiyyat’tan alıp sokuşturmuşlar”, falan filan…
Bizim medeniyetimizin en bariz vasfı, bilginin “nereden alındığı belirtilerek yani kaynak gösterilerek” aktarılmasıdır.

İslam coğrafyasının farklı köşelerinde farklı hoca ve talebe halkasına sahip olan kitapların tümü bir konuda ittifak etmekte, hepsi aynı lafızlarla aynı konuyu ifade etmekte olduğu halde, nasıl olur da sokuşturmadan ve katıştırmadan bahsedilebilir. Böyle bir şey teknik olarak imkansız. Bir konu kitapların birinde olsa öbüründe olmaması lazım. Ulemadan hiç değilse birkaç kişinin uyanarak “durun bir dakika bunların hepsi uydurma” demesi lazım. Aynı hocaların farklı öğrencilerinden bazıları çıkıp “hocamız böyle şey söylemedi” demesi lazım. O devirde online iletişim araçları yoktu ki herkes aynı anda bir ağızdan aynı şeyi uydurup kitabına soksun.
Bu tür iddiaların sahibi olan modern zekasızlar, kadim ulemanın hem Allah Rasulüne pervasızca yalan isnad edecek kadar sahtekar, hem de telepatik yöntemlerle kalpazanlık yapacak kadar hilekar olduklarını söylemek istiyorlar. Nüzûl-i İsa(a.s), Deccal, Mehdi, Ye’cûc Me’cûc, Güneşin batıdan doğuşu gibi Kıyamet alametleriyle ilgili meşhur/mütevatir hadislerin imamlar tarafından akaid kitaplarına alınmasının nedeni, bir bakıma, müslüman insanın kendi medeniyetinin bilgi temellerini atan râvilere ve rivayetlerine olan güvenini sınamaktır.

Ahmet Tahir Dayhan Hoca 

Bir Cevap Yazın