İslamoğlu’nun Mâide/33 Ayetini Tahrifi Hakkında

Görmüş olduğunuz fotoğraf, İslamoğlu’nun “Hayat Kitabı Kur’ân / Gerekçeli Meal” adlı kitabından Mâide/33 ayetinin dipnotundan…

Önce ayeti hatırlayalım;

(اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَاداً اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّـبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ )

“Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.”
[Mâide / 33]

İslamoğlu bu ayetin dipnot kısmına düştüğü notta, “Allah ve Resûlüne savaş açanların cezası“ndan bahsedilen kısmın Allahın hükmü değil, Firavn’ın hükmü olduğunu iddia ediyor.
Şimdi diyeceksiniz ki;

“Firavun neden ‘Allah ve Resûlüne savaş açanlar’ desin ki? Ayet “Allah ve Resûlüne savaş açanların cezası” lafzıyla başlayan ve bu suçun cezasından bahsedilen bu hükmü Firavun neden söylemiş olsun ki? Yani Firavun Allah ve Resûlüne savaş açanların öldürülmelerini, ellerinin, ayaklarının çaprazlama kesilmesini emretmiş olabilir mi? Üstelik “Ben sizin Yüce Rabbinizim” iddiasında bulunurken? Ne alaka?”
Bunun nasıl olduğunu da, eşsiz bir zekaya(!) ve dirâyete(!) sahip olan ve hatta mealini yazarken her ayetin hakkını verdiğinde meleklerin gelip gönlüne hediyeler dizdiğini söyleyen İslamoğlu’na sormak gerek sanırım.

İslamoğlu, bu hüküm/ahkâm ayetlerinin mahiyetini, bahsi geçen ilâhî cezayı inkâr edebilmek için bu açık tahrifatı yaparken, Â’raf/124 ayetinde Firavunun “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.” dediğinin nakledilmesine dayanarak cezanın aslında Allah’ın değil Firavunun hükmü olduğunu söylüyor !
Bu hükmün Allah’a ait olduğunu anlamak için, ayetin başındaki lafza bakmanın yeterli olduğunu bilebilmek için, asgarî seviyede bir zekâya/akla sahip olmak yeterlidir sanırım değil mi ey İslamoğlu cemaati müntesipleri?
Peki o halde, İslamoğlu’nun aklı mı yok, yoksa gerçekten şeytanî bir zekaya sahip olduğu için ve müridlerinin bunu araştırmayacağını, farketmeyeceğini bildiği için, müridlerinin aklî ve idrakî seviyesini iyi bildiği için mi yapıyor bu tahrifatı?

Şükrü Yaşar


Kaynak Fotoğraf: Hayat Kitabı Kur’an Gerekçeli Meal – Mustafa İslamoğlu

Bir Cevap Yazın