Gündemdeki “Evlilik Yaşı” Tartışmaları Üzerine..

GÜNDEMDEKİ “EVLİLİK YAŞI” TARTIŞMASI ÜZERİNE
 
Evlilik yaşı hakkında Diyanet’e (aslında İslâm’a) yapılan saldırılar netîcesi Diyanet’in yaptığı açıklama vesilesiyle, bu konuda ortalık bi hayli karıştı, karışan tek şey ortalık değil tabii, kafalar da karışmış vaziyette.
Muâsır bazı hocalar hatta bazı âlimler, Nebiyy-i Zîşan (s.a.v.) Efendimiz ile Aişe (r.anha) validemizin evlilik yaşı üzerinden bu meseleyi –itirazcılar/saldırganlar tarafından- daha kabul edilebilir/daha mâkul hale getirmek için te’vil etmeye çalışıyorlar; Hz. Aişe(r.anha) vâlidemizin Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’den önce Cübeyr adında biri ile nişanlandığı rivâyeti üzerinden ya da ablasının yaşının hesabı üzerinden (bu hususu ilk olarak Emin Yıldırım Hocadan duymuştum) bir yaş arttırma müdâfaası söz konusu. Elbette bu insanlar, “Peygamber Efendimize daha fazla hakaret,küfür etmesinler” diye yapıyorlar bunu. İyi de karşı tarafın derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.
Diyelim ki, Hz. Aişe(r.anha) vâlidemizin Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz ile evlilik yaşının 17-18 olduğuna karşı tarafı da iknâ ettiniz, susacaklar mı? Hayır tabii ki. Bu kez diyecekler ki “Hz. Muhammed Aişe ile evlendiğinde 52 yaşında idi. 52 yaşında bir erkek ile 16-17 yaşında bir kız(çocuğu) nasıl evlenir? Bu da yanlış, arızalı değil mi?” diyecekler ve diyorlar da zaten.
Bu durumda ne yapacağız acaba? Bunu nasıl te’vil edeceksiniz karşı tarafı iknâ bağlamında ?…
En başta net bir tavır ortaya koymak yerine, hakikati müdâfaa etmek yerine, bu saldırılar yapanları ciddiye alıp geri vites yapınca, devamında da ciddiye almak zorunda kalıyorsunuz haliyle.
 
Yukarıda bahsi geçen rivâyetler, te’viller belki doğrudur, belki yanlıştır, onu net olarak bilmiyorum. Velev ki; Hz. Aişe (r.anha) validemiz 9 yaşında evlenmiş olsun (ki aşağıya ekleyeceğim birçok sahih kaynakta hakikatin böyle olduğu açıkça bildirilmiştir).
 
Bu durumda ne yapacağız? Kabullenmekte zorlanacak mıyız? “Olmaz öyle şey! Bu yaşta bir kızla Peygamberimiz nasıl evlenmiş?” mi diyeceğiz? Yine mi geri vites yapacağız? Nereye kadar?
 
Modernite karşısında ezilip büzülerek, “ver-kurtul” mantığıyla hakikatleri ne kadar kırpacaksınız, eğip bükeceksiniz ?…
Ulemâ bu konuda ne demiş, geri vites yapmış mı? Yadırgamış mı? Hayır elbette.
 
Bakınız;
Hz. Peygamber (s.a.v.), pâk ve mutahher eşi Hz Hatice(r.anha) validemizi dâri bekâya uğurladıktan sonra, rivayetlerin muhtelif olması ile beraber hicretten 2, 2.5, 3 sene kadar önce iki kez rüyâsında bir kızı (Hz.Âişe r.anha) görür ve kendisine ‘İşte bu, hanımın’ denilince Hz Âişe (r.anha) ile Mekke’de evlenmeye (nikah akdi yapmaya) karar verir ve evlenirler. Hz.Âişe (r.anha), o sıralarda henüz 6 yaşında idi. İmam Buhârî, İmam Müslim ve İmam Nesâî’nin rivâyetleri de bu yöndedir. İbn Mâce ise Hz Âişe’nin (r.anha) o sıralar 7 yaşında olduğunu rivayet ederken,Ebu Dâvud da yine 7 yaşında olduğunu rivâyet eder, fakat ‘Süleyman, 6 yaşındaydı dedi’ kaydını da ekler. Hâdis kitaplarında beyan edilen bu bilgi, tabakât siyer ve târih kitaplarında da değişiklik arz etmiyor. Ebû Bekir el-Beyhakî ve İbn Sa’d Hz Âişe’nin o sıralarda 6 yaşında olduğunu, hiçbir ihtilaf belirtmeksizin ifade ederken, İbn Abdi’l-Berr,İbn Asâkir ve İbn Hacer de aynı şekilde 6 yaşında olduğunu söylerler, fakat diğer bir görüş olarak da 7 yaşında olduğunu da eklerler. Öyle anlaşılıyor ki diğer görüşün sahibi, İbn Asâkir’in de açıkça ifade ettiği gibi İbn Mende’dir. İbn Hacer, ‘Bu rivayetler, 6’yı tamamladı, 7’ye girdi şeklinde cem edilebilir’ diyor. Hz Âişe (r.anha) validemizin Hz Peygamber (sa.v.) ile olan nikah akdine dair yukarıda bir kısmından alıntı yaptığım İmam Buhârî, Müslim, Ebû Davûd, İbn Mâce ve Nesâî’den gelen rivâyetlerin tamamının peşinde, hiçbir ihtilâf kaydı bulunmaksızın zifafın 9 yaşında vukû bulduğu, SARÎH bir şekilde ifade ediliyor. Aynı şekilde İbn Asâkir, İbn Hacer, İbn Sa’d, İbn Kesîr, İbn Abdi’l-Berr, Ebû Bekir el-Beyhakî bahsi geçen eserlerde ihtilaf kaydına yer vermeden, zifafın 9 yaşında olduğunu tasrih ediyor. Yalnız İbn Hişâm, bir kîl olarak 10 yaşında olması kaydını getiriyor. Tabî ki bu zifaf Medine’de olmuştur. Nitekim Ebû Ömer el-Kurtubî, el-İstîa’b’da, bu konudaki “icmânın” varlığından bahseder.
 
Hz. Aişe (r.anha) vâlidemizin Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile çok genç yaşta nikahlanmasının en önemli hikmetlerinden birisi de, Aişe(r.anha) vâlidemizin çok genç olması hasebiyle İslâm’ı gelecek kuşaklara birinci ağızdan ulaştırabilme durumudur.
Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu husûsa dikkat çekerek; “Dininizin yarısını (başka bir rivayete göre üçte birini) Humeyrâ’dan (Aişe’den) alın.” buyurmuştur.
Rivâyetlere göre, Hz. Aişe vâlidemizin çok zekî, dirâyetli ve hâfızası çok kuvvetli idi. Hem genç hem zekî olması dinin sonraki kuşaklara doğru şekilde aktarılması bakımından çok önemli hususiyetlerdir bunlar.
Hz. Aişe (r.anha) vâlidemiz en çok hadis rivâyet edenlerden birisi ve aynı zamanda Sahabenin Fakihlerindendir.

******************

 
…Açık ki, “karşı taraf”ın Hz. Aişe (r.anha) validemizin evlilik yaşı konusunda “gerçeği ortaya çıkarmak” gibi bir derdi yok. Maksat Müslümanları, hatta İslam’ı itibarsızlaştırmak. Müslümanların ne kadar “çağ dışı” olduğunu ortaya koymak, “çağdaş dünya”yı bu suretle korumak ve kollamak…
Bir kısım çevrelerin, “Aslında Hz. Aişe’nin evlilik yaşı 18’di, 20’ydi, 25’ti…” tarzındaki çırpınışları beyhude bir çabadır kanaatimce. Zira “karşı taraf”ın derdi üzüm yemek değil…
Diyelim ki Hz. Aişe (r.anha) validemizin evlilik yaşı 25’ti! Kırdınız, sardınız ve evlilik yaşını bu rakama çektiniz. Peki bugünün algısına 50 yaşındaki bir erkeğin 25 yaşındaki bir bayanla evliliğini onaylatabilecek misiniz?. Hadi bunu başardınız, Hz. Safiyye (r.anha) validemizin evlilik yaşını ne yapacaksınız? O dönemde Sahabe’nin ve daha sonraki nesillerin evliliklerine bakın, oralarda da benzer fotoğraflar göreceksiniz. Yaşı ne kadar yukarı çekerseniz çekin, değişen bir şey olmayacak. Hadi diyelim ki bunu da yaptınız; Efendimiz (s.a.v)’in yaptığı 9 evliliği modern zihin yapısına kolay izah edebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Bunu da geçelim; Kur’ân’ın, Allah Teâlâ’nın izin verdiği “çok eşlilik” uygulamasının kendisini “çağdaş dünya”ya izah edebiliyor musunuz?(1)
 
Bu konudaki (ve dahi başka birçok meseledeki) tepkilerin asıl kaynağı/sebebi modernitenin mutlaklaştırılmasıdır. Bu zihin durumu ve benimsediği kalıp yargılar, modern değer yargılarıyla örtüşmeyen herşeyi reddetmeye kodlanmıştır. Kadın-erkek ilişkileri, din-dünya münasebeti, müslim-gayrimüslim ilişkileri, birey, aile, toplumla ilgili hükümler, muamelat ve ukubat ahkâmı…
Modern zihin durumu, Kur’an demiyor, Sünnet demiyor, önüne gelen herşeyi silip süpürerek, dünyamızın dışına atarak kendi hakimiyet alanını mutlaklaştırıyor.
 
İslâm, hiçkimseye “Kızınızı 9-10-11-12 yaşında evlendirin” demiyor. Bu, dinin emri değil, şer’î bir durum değil, sosyolojik, kültürel, coğrafi bir durumdur. Fıkıh/Fetvâ kitaplarında bu hususun geçmesinin sebebi o döneme ve o coğrafyaya ait kültürel, sosyolojik bir gerçeğin hatta bir normalliğin durum tesbitinden ibarettir. Günümüzde Türkiye gibi bir coğrafyada kız çocukları daha geç olgun bir yaşa ulaşıyorlar evet ve bunun birçok sebebi var, iklimsel durum, kültür, eğitim ve yaşam şartları v.s. Bundan 40-50 yıl öncesine kadar Anadolu’da çocukların erken evlendirilmesi bir kültürdü. Bunun birçok sâik’i vardı elbette maslahat gereği. Benim annem de 15 yaşında evlenmiş, ben doğduğumda ise 16 yaşında imiş. Yine akrabalarım çevrem arasında geçmişte 12,13 yaşında evlenen çok insan var, hepimizin sülalesinde çevresinde yaşanan bir durum bu. Ve hiç kimse bunu anormal karşılamamış geçmişte. Bir de sıcak iklimin olduğu coğrafyalarda kız çocuklarının diğer coğrafyalara göre biyolojik açıdan çok daha erken büyüdüğünü, olgun bir yaşa ulaştığını düşünürseniz bunca yadırganacak hiçbir şey yoktur.
…İslâm’ın ilk dönemindeki savaşlarda, fetihlerde birçok genç çocuk Efendimiz (s.a.v.)’in müsaadesi ile savaşmış ve şehit/gazi olmuştur. Orduya asker seçimi esnasında Abdullah B. Ömer (r.anh) gibi genç/çocuk Sahabîlerin ayaklarının ucuna basarak boylarını uzun gösterme çabalarını hatırlayın. Hatta daha yakın tarihten örnek vermek gerekirse Millî mücadelede, bize şu an “sabî” gelen yaşlarda birçok genç çocuk savaşmış. Hatta bir okuldaki öğrencilerin tamamı Millî mücadeleye katıldığı için okulun öğrencisiz kaldığı ile ilgili haberi hatırlayanlar vardır. (Tam da modern bakış açısının “çocuk istismarı” olarak damgalayıp afişe edebileceği türden bir durum değil mi?!)
Şimdi o okula “Gazi” ünvanı verilmesi için çalışıyorlar !..(2)
 
1400 sene öncesinin Arap toplumu hakkında konuşurken bugün “modernleşmiş” (yani değer erozyonuna uğrayarak Batılı gibi düşünmeye/algılamaya başlamış) bir toplumun bireyleri olduğumuzu akıldan çıkarmamalı. Dünya bizim yaşadığımız coğrafya ve tarihten ibaret değil.
 
Bilindiği gibi sıcak ülkelerde kız çocuklarının büluğa erme ve gelişme yaşı soğuk memleketlere göre daha erkendir. Bugün bile Afrika ülkelerinde kız çocukları bize göre “erken/küçük” sayılabilecek yaşlarda gelişimini tamamlamakta ve evlenmektedir. Bu, yaşı ifade eden rakamdan ziyade gelişme durumuyla ilgili bir olaydır. Fıkıh kitaplarında evlilik yaşı ile ilgili olarak zikredilen rakamları, bu kitapların yazarlarının yaşadıkları coğrafyaların özelliklerini dikkate alınarak belirlediğine dikkat edilmelidir. Öte yandan eğer Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde ve o toplumda böyle bir evlilik “anormal” olsaydı, Efendimiz (s.a.v)’in düşmanlarının bu durumu mutlaka “malzeme” olarak kullanmış olmaları gerekirdi. Ancak böyle bir şey göremiyoruz. Şayet araştırılırsa, o dönemde ve benzeri iklim özelliklerine sahip coğrafyalarda Efendimiz (s.a.v) ile Hz. Aişe (r.anha) validemizin evliliğine benzer birçok evlilik vakasıyla karşılaşılacağını söylemek yanlış olmaz.
 
…Bunun o günkü şartlarda makul sayılabilecek sebepleri de var. “Efendim, kız on beş yaşında o zihnî olgunluğa erişmiyor. Bir eve çıkıp evliliğin sorumluluğunu taşıyacak durumda değil” deniyor. Doğru. Bugün için, kesinlikle böyle. Ama o gün tamamen böyle değil. İnsanlar en küçük yaşlarından itibaren zor hayat şartlarıyla yüz yüze ve çalışmak zorunda oldukları için daha erken olgunlaşıyorlar. Bugün ise medenî hukukta evlilik için tespit edilen “on sekiz yaş” bile birçok aile tarafından erken sayılıyor.
 
Sonra, bu yaşlarda bir kız çocuğunun yeni bir eve çıkıp o evin sorumluluğunu yüklenemeyeceği iddiası da o gün için çok geçerli değil. Çünkü içerisinde kayınpeder-kayınvalide, kardeşler, hatta yengeler ve çocukların olduğu büyük evlere gelin gidiyorlar. Bunun yanında, kız iyi bir kız, aile iyi bir aileyse veya kız gösterişli güzel bir kızsa başkasına gitmesin; varlıklı bir aileden ve akraba ise mal bölüşülmesin; kimi zaman da evde, bağ-bahçede, tarlada çalışmak için yardımcıya ihtiyaç olduğu için bu kızlar isteniyor. Söylemek istediğim, bu, o dönemlerin kültür ve sosyolojisiyle ilgili bir şey; dinin emrettiği, dayattığı bir şey değil. Dönem, çevre, şartlar değişince, bunlara bağlı olarak yapılan tespit ve uygulamaların da tabii olarak kendiliğinden değişmesi gerekiyor.(3)
 
Görülmesi gereken nokta şu: Problem Hz. Aişe (r.anha) validemizin yaşından değil, “modern algı” zemininde oluş-turul-muş kalıp yargılardan kaynaklanıyor. “Çocuk istismarı”, “eşitliğe aykırılık”, “özgürlükle bağdaşmazlık”…
Bu, bugün bu mesele üzerinden kendini dışa vurdu, başka zaman başka gerekçeler, başka “problemli alanlar” bulmakta zorlanmayacak kendisine. Her seferinde başka bir kalıba da girsek, her seferinde “ver-kurtul” psikolojisiyle başka bir tahribat da yapsak, modern algı durumunu tatmin etmek mümkün olmayacak…
 
Yukarıda da örneğini verdiğimiz üzre; Allah Teâlâ’nın –birçok hikmete binâen- izin verdiği 4 kadınla evliliği modern dünyaya izah edebiliyor muyuz?…
Yok efendim “aslında Kur’ân bir erkeğin 4 kadınla evliliğine izin verse de aslında kesinlikle tek eşliliği tavsiye etmektedir, hatta bu tavsiyeyi ‘Eğer hanımlarınız arasında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, sadece bir tane ile yetinin’ , ‘isteseniz de aralarında adaleti sağlayamazsınız’ gibi ayetlerle de belirtmiştir” gibi te’villerle, modernite karşısında durumu kurtarmaya çalışmak Müslümanca bir tavır değildir.
Evet, bu bir tavsiyedir, lâkin bu tavsiyenin maksadı elbette farklıdır.
Bilindiği üzre, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aynı anda çok evlilik yapmıştır. Yine birçok siyer ve tabâkât eserlerinde de sıklıkla gördüğümüz üzre, erkek Sahabelerin ve Selef-i Sâlihîn’in büyük çoğunluğu aynı anda birden fazla evlilik yapmıştır. Allah Teâlâ Kur’ân’da birşeyi “kesin olarak” tavsiye edecek ama Sahabe ve Selef-i Sâlihîn bu tavsiyeye uymayacak öyle mi? Bu meseleye itiraz eden kesim “Madem Allah tek eşliliği tavsiye ediyor, neden bunca Sahabe, Selef ve Müslüman bu tavsiyeye uymamış?” dediklerinde ne diyeceksiniz ?… “E onlar da adaleti sağlayamamıştır muhtemelen” mi diyeceksiniz ?…
 
Dikkat edilirse söz konusu ayette “eşitliği sağlayamazsınız” buyurulmuyor, “adaleti sağlayamazsınız” buyuruluyor. İslâm’ın “eşitlik” ile “adalet” anlayışı birbirinden çok farklı kavramlardır. Eşitlik başka bir şey, adalet ise başka birşeydir. Erkek için çok eşlilik birçok durumda gerekli hatta zorunlu olabilir (Bu konuda geniş bilgi için, 4 no’lu dipnotta verilen linkteki yazıya göz atabilirsiniz).
 
Mesela; Savaş durumlarında ülkelerde kadınların sayısı erkeklerin sayısından çok yüksek olabilmektedir. Kadınların muhafaza edilmesi, tecavüze uğramalarının önlenmesi, geçimlerinin sağlanması ve zinadan kaçınılması için erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi bir zaruret haline gelebilir. “O günler eskideymiş” denilirse, günümüzde Ortadoğuda yaşanan savaş durumunu hatırlatırız.
Allah Teâlâ’nın her hükmü, her emri, her izni ve her yasağı şüphesiz insan fıtratına en uygun olandır.
 
Erkeğin çok eşliliği de insan fıtratına gayet uygun bir durumdur. Kadın hasta olabilir, kısır olabilir adam da çocuk talebinde bulunabilir gayet doğal ve mâkul bir taleptir bu.
Bu konuya girerek, insalları çok eşliliğe teşvik etmeye çalışıyor değilim, maksadım bu değil elbette lâkin bir Müslüman olarak bu meseleyi de konuşmak, savunmak gibi bir vazifemiz de var.
 
Erkeğin 4 Kadın ile evlenebilmesi “Kadın-Erkek Eşitliği”ne de aykırı değildir. Erkek 4 kadın ile evlendiğinde doğacak olan çocukların annesi de babası da bellidir. Lâkin bir Kadın 4 erkek ile evlenirse doğacak çocukların babası belli olmaz, soysuz olur.
Ayrıca, çok evliliğin birçok hikmetinden birisi de Peygamber Efendimizin (s.a.v.)’in “Evlenin, çoğalın. Zirâ ben sizin çokluğunuzla övüneceğim” hadis-i şerîfinde ortaya çıkmaktadır. Dünyada Müslüman nüfûsun artması, daha çok Müslümanın dünyaya gelmesi Ümmet açısından kuşkusuz bir avantajdır.
 
Lâkin zihni modernite ile yoğrulmuş bazı kesimlerin bu konuya itirazlarının altında başka sebepler yatmaktadır. Onlar, erkeğin 4 evlilik yapmasına kesinlikle karşı çıkarlar ama erkeğin –değişik sebeplerle- eşlerini aldatmasına “flört” derler, “çapkınlık” derler, “Amaan.. Napıyım, yapıyor işte, erkek adam yapar, tapusu bende olduktan sonra sorun değil” diyenler bile vardır. Meseleye bu zaviyeden bakınca durum anlaşılıyor değil mi?..
 
Zina yoluyla, gayr-i meşru yollarla aldatılan ama bunu problem etmeyen bazı kadınlar; iş resmî, meşru ve câiz hale geleceğinde neden itiraz ediyorlar?… Çünkü bu kez “adalet” kavramı/şartı devreye girecek, mal/mülk bölünecek, miras bölünecek, ihtiyaçlar için giderler bölünecek, adamın diğer kadından da çocukları olacak v.s. Yani iş biraz da maddî kaygılardan kaynaklanıyor kanaatimce.
 
Konuyu toparlayacak olursak; evlilik yaşı ile ilgili durumu belirleyici olan Din değildir, insanların yaşadıkları dönem, coğrafya, kültür, çevre ve şartlardır. İslâm, sadece modern Türkiye’ye gelmedi, bütün çağlara ve bütün coğrafyaya, bütün insalığa gelen, hitab eden bir dindir. İslâm, hiç kimseye “çocuklarınızı falanca yaşta evlendirin” demiyor, siz isterseniz kızınızı 30 yaşında, 40 yaşında evlendirin, buna hiçbir mânî yoktur.
Bu konudaki itirazların –büyük oranda- asıl sebebi de, bu mesele üzerinden İslâm’a ve Müslümanlara saldırmaktır. Bunun da elbette farkındayız.
 
Şunu da husûsen belirteyim;
Günümüz Türkiyesinde, sosyolojik, fizyolojik, psikolojik duruma göre Evlilik yaşı en az, en düşük 17-18 olmalıdır.
 
Şükrü Yaşar
9 Ocak 2018
 
Dipnotlar;
 
1- Ebubekir Sifil, Modern Kalıpları Mutlaklaştırmak, 11 Şubat 2015 tarihli Vahdet Gazetesi köşe yazısından.
 
2- Ebubekir Sifil, Hz. Aişe Validemizin Evlilik Yaşı, 26 Kasım 2006 tarihli Millî Gazete köşe yazısından.
 
3- Mehmet Fatih Kaya, Twitter paylaşımından.
 
4- http://mektebisuffa.com/neden-islamiyet-erkege-dort-kadinla-evlenme-hakki-verdi-kuranda-cok-eslilik

Bir Cevap Yazın