GERÇEK SELEFÎLİK NEDİR?

GERÇEK SELEFÎLİK NEDİR?

Herhangi bir meseleyi Ümmet ve Sahabe zemininde ele almak isteyen bir kimsenin kaçınılmaz olarak Usûl-i fıkıh ve Usûliddin zeminlerine girmesi gerekir.
Bu iki ilim dalını görmezden gelen hiçbir tavrın ne selef ne Sahabe ile bağlantısını kurmak doğru değil.
Şöyle bir örnek vereyim; ‘Herhangi bir konuda Sahabe-i kiramın Efendimiz (s.a.v.)’e bağlanan fıkhî duruşu neydi?’ diye bakmak isteyen kimse Sahabenin fıkhı neredeyse oraya bakar. Abdullah b. Mesud (r.a.) sünnete nasıl bakmış, oradan nasıl bir sonuç çıkarmış diye merak eden bir kimse Abdullah b. Mesud (r.a.)’in fıkhî görüşlerinin derlendiği kitaplara bakacaktır. Bu kitaplar ya Sünenler gibi, Musannefler gibi hadis kitaplarıdır, ya da mezheplerin delil zikreden fıkıh kitaplarıdır. Buralara baktığınızda Abdullah b. Mesud (r.a.)’in Namazla ilgili Sünnet algısını çok rahat görürsünüz. Diğer fıkhî konuları da buna kıyas edebilirsiniz.

Dolayısıyla, ‘ben Abdullah b. Mesud (r.a.)’in görüşünü nasıl tespit ederim’ dediğinizde ister istemez mezhep alanına giriyorsunuz. Bir kimsenin ‘Ben Hanefîyim’ demesi o kimsenin aslında ben ‘Selefe tâbîyim’ demesi anlamındadır. ‘Ben selefe ittibâ ediyorum’ diyen bir kimse mutlak surette fıkhî bir mezhebe intisap edecek. Çünkü sahabenin fıkhî istinbatları bu kitaplarda kayıtlıdır ve kitaplarda kayıtlı bu görüşler kesintisiz bir biçimde mezhep imamlarına kadar gelmiştir. ‘Ben İmam Ebu Hanîfe’ye tâbîyim’ dediğimde İmam Ebu Hanîfe’nin Hocası Hammad b. Ebi Süleyman, Hocaları Alkame ve Esved kanalıyla Abdullah b. Mesud (r.a.)’a ulaşan içtihadî tercihlerine tâbîyim demiş oluyorum.
Bu durumda benden âlâ Selefî mi var?

Abdullah b. Mesud (r.a.)’ın hoca-talebe ilişkileri içerisinde içtihatları Ebu Hanîfe’ye kadar geliyor, mezhep kitaplarına kaydediliyor ve bana kadar ulaşıyor. Böyle bir mezhebî irtibat olmadan eline bir kitabı alıp falan böyle demiş ben de böyle yapayım diyen adam selefî değildir. Buna bir sened silsilesi içerisinde tâbî olan kişidir asıl selefî. Bunu itikadî alana da teşmil etmeniz gerekir. Kim ‘İmam Ebu Hanîfe falan konuda Sahabeden farklı düşünüyordu’ diyebilirdi ki?

Mesele şudur: şu anda 15. hicri asırda ben kendimi sened silsileleri vasıtasıyla kesintisiz bir biçimde Sahabe-i kirama ve oradan Efendimiz (s.a.v.)’e bağlayabiliyorsam işte Selefîlik budur.
Yoksa eline bir kitap alıp o kitaptan birtakım selefî görüşler öğrenip onları insanlara dayatmak Vehhabîlikten başka bir şey değildir.

Ebubekir Sifil Hocaefendi

Bir Cevap Yazın