Eleştiri & Gıybet

Eleştiri ile gıybeti birbirinden ayıramayan, ayırmakta zorlanan insanlar açısından, pervâsızca tenkid edip gıybete kaymak da, ilmen ve fikren karşı çıkmaya muktedir olunamayan her eleştiriyi gıybet olarak etiketleyip işin kolayına kaçmak da mümkün. Hadd-i vasatı tesbit ve temsil, bi hayli dikkat göstermeyi gerektiriyor.

Herşeyden önce bunlar yeni meseleler değil zaten.
Hadîs rivâyet eden âlimler bile tartışmışlar bu mevzûları. “Rivâyet zincirini nazara verirken ‘falanca râvî yalancıdır, falancaya itimat edilmez’ diyoruz, bu gıybet olmuyor mu acaba?” diyerek meseleyi müzâkere ettikleri vâkidir. Ama şu neticeye varır muhaddisler; Bu mantıkla gidilirse elde din diye birşey kalmayacak. Bir tercih yapmaları gerekmiştir ve onlar Hakk’ın hatırını âlî tutup râvîler hakkında söylenmesi gereken herşeyi söylemişlerdir. Ki gelecek nesiller doğru ile eğriyi birbirinden ayırabilsinler. Buradan anlaşılır ki, dinî alana müteallik kamuya açık tasarruflar rahatlıkla tenkid sahasına dâhil edilebilir ve dâhî günümüzde bu bir zorunluluk haline gelmiştir. Zemmedilen, bireysel günahların ifşâsıdır; toplumdaki din algısının özüne zarar verebilecek kamusal hataların değil. Guybet olan, bir kişinin şahsiyetini gıyâbında tenkid konusu yapmaktır; dinî algıyı olumsuz etkileyecek göz önündeki eylemlerini değil.

Bunun aksine “her eleştiri ‘kuvve-i mânevîye kırılır’ kaygısı ile ademe mahkûm edilebilir” deniyorsa, dinin en önemli rükünlerinden olan emr-i bil mâruf, nehy-i anil münker’in pratize edilmesi nasıl mümkün olacaktır?
Eleştirinin ayarı kaçtığında gıybete dönüşebilme ihtimali içerdiği de doğrudur; her eleştiriyi gıybet saymanın ümmete patinaj yaptırdığı da…

Şükrü Yaşar

Bir Cevap Yazın