BİR MEALCİ İLE ALLAH RESÛLÜ (S.A.V.)’İN VAZİFELERİ ÜZERİNE BİR SOHBET…

Kur’ân’a göre Hz. Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in “bilinen” vazîfeleri 3’tür;

* Tebliğ
* Tebyîn/Beyân
* Tezkiye

Biz:
Allah Resûlü (s.a.v.)’in Tebliğ vazifesi nedir ve bu vazifeyi nasıl yerine getirmiştir?
Mealci:
Allah’tan almış olduğu vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirmesidir ve Allah’tan almış olduğu vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirerek yerine getirmiştir.

Biz:
Allah Resûlü (s.a.v.)’in Tebyîn/Beyân vazifesi nedir ve bu vazifeyi nasıl yerine getirmiştir?
Mealci:
Allah’tan almış olduğu vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirmesidir ve Allah’tan almış olduğu vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirerek yerine getirmiştir..

Biz:
Allah Resûlü (s.a.v.)’in Tezkiye vazîfesi nedir ve bu vazifeyi nasıl yerine getirmiştir?
Mealci:
Allah’tan almış olduğu vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirmesidir ve Allah’tan almış olduğu vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirerek yerine getirmiştir.

Biz:
Yani Kur’ân’da ayrı ayrı bildirilen bu üç hususun her biri aslında aynı diyorsun öyle mi?
Mealci:
Evet öyledir.

Biz:
Yani Allah Resûlü (s.a.v.)’in bilinen 3 vazifesi de aslında tek bir vazife. O halde neden Kur’ân 3’ü de aynı olan vazifeyi tek bir tanım, kavram ile belirtmemiş te biribirinden farklı üç kelime ile üç ayrı vazife gibi buyurulmuş?
Mealci:
Resûl Muhammed Allah’tan aldığı vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirdiğinde neleri yerine getirmiş oluyor, bunu bildirmek içindir. Resûl Muhammed vahyi insanlara eksiksiz olarak bildirdiğinde hem tebliğ etmiş oluyor, hem tebyîn/beyân etmiş oluyor, hem de Tezkiye etmiş oluyor.

Biz:
“Vahyi eksiksiz olarak insanlara bildirmek” sözünden kastınız nedir tam olarak ? “Eksiksiz” ve “bildirmek” sözcükleriyle kasdedilen nedir?
Mealci:
Anlamadım?

Biz:
Diyoruz ki “eksiksiz” kelimesinin kapsamı muhtevası nedir? “Vahyi eksiksiz bildirmek”ten kasıt sadece vahyin lafzını eksiksiz bildirmek midir? Yoksa o vahiyden neyin kasdedildiğini, manasını, maksadını, bağlamını da bildirmek midir?
Mealci:
Tabii ki lafzını eksiksiz bildirmektir.

Biz:
Buna Kur’ân’dan bir delilin var mı yoksa bu senin kanaatin mi? “Bence böyledir” mi diyorsun?
Mealci:
Bu benim görüşüm tabii ki.

Biz:
Anlıyoruz seni. Bunu geçelim. Peki bu vahyin manasını, maksadını, bağlamını, delâlet vechini, Sebeb-i Nüzûlünü v.s. vahyi Allah’ın murâdı doğrultusunda, en doğru şekilde anlayabilmek için gerekli olan bu birçok hususu biz kimden öğreneceğiz ?
Mealci:
Kur’ân’dan öğreneceğiz elbette, Kur’ân apaçık anlaşılır bir kitaptır.

Biz:
Vahyin manasını, maksadını, bağlamını, delâlet vechini, Sebeb-i Nüzûlünü v.s , vahyi Allah’ın murâdı doğrultusunda, en doğru şekilde anlayabilmek için gerekli olan bu birçok hususu bizim Allah Resûlü (s.a.v.)’den değil de bizzat Kur’ân’dan (hatta Kur’ân’dan da değil bizzat meâl’den) öğrenmemiz gerektiğine dair Kur’ân’dan herhangi bir delilin var mı?
Mealci:
Böyle açık bir ayet yok elbette ama ben Kur’ân meali okudum ve böyle olması gerektiğine kanaat ettim.

Biz:
Yani size göre; Kur’ân Kâbe’nin çatısına bütün bir kitap olarak inseydi de olurdu, biz onu okuyup anlayabilirdik. Ve insanlar arasında “falanca ayetten kasdedilen budur.” tartışması asla yaşanmazdı. Dolayısıyla Allah Resûlü (s.a.v.)’in ayetlerin lafızlarını insanlara okumaktan başka hiçbir vazifesi de, fonksiyonu da yoktur, olmamıştır da, ayeti okuyup susmuştur, Hatta Sahabeden birileri “Ey Allah’ın Resûlü, falanca ayette kasdedilen nedir?” diye sorduğunda, Allah Resûlü (s.a.v.) işaret parmağını ağzına götürüp “sus” işareti yapıp “Kur’ân apaçık anlaşılır bir kitaptır, bana sormayın” mı demiştir ya da “ben o kadarını bilmem, bu benim vazifem değil” demiştir? Öyle mi?
Mealci:
Biz Allah Resûlünü postacı olarak görmüyoruz, iftira etmeyin bize !…

Biz:
Biz öyle birşey söylemedik ki…
Mealci:
Söylemediniz ama onu imâ ediyorsunuz. Allah Resûlü gerektiğinde Sahabeyi aydınlatmıştır, açıklama yapmıştır elbette ama bu açıklamaların yani hadislerin içine birçok uydurmalar karışmış. Biz Kur’ân’dan başka birşeye güvenemeyiz.

Biz:
Peki, Kur’ân ayetlerinin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda Sahabenin düştüğü müşkîle siz düşerseniz ne yapıyorsunuz? Ya da herhangi bir ayetin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda böyle bir müşkilde kaldığınız oldu mu?
Mealci:
Zaman zaman oluyor. Ama biz hocalarımıza soruyoruz. Onlar Kur’ân’ı iyi biliyorlar. Arkadaşlarla fikir alışverişi yapıyoruz, istişâre halkaları oluşturuyoruz. Doğru anlamı bulmaya çalışıyoruz.

Biz:
Yani bugün sorabileceğimiz bir Allah Resûlü olmadığı için onun yerine hocalarımız geçti, biz geçtik, diyorsunuz öyle mi?
Mealci:
Kur’ân’da ayet var, “bilmiyorsanız bilenlere sorun” diye. Biz bu ayetin gereğini yerine getiriyoruz.

Biz:
Peki. Çok iyi anlıyoruz sizi. Teşekkür ederiz vakit ayırdığınız için.


Şükrü Yaşar

Bir Cevap Yazın