(A)sosyal Meyda’nın Ettikleri

“Birinin kitaplığı, onun hakkında bilmek istediğiniz herşeyi size söyler.” diyor bir bilge…
Evet bu doğru bir söz lâkin yaşadığımız şu dönemde bu sözün mahiyeti biraz değişti.
Artık birini tanımak istediğimizde kitaplığına değil, sosyal medya hesaplarına bakıyoruz. Lâkin sosyal medyada bir insan hakkında bilmek istediğimiz şeylere değil, o kişinin bilinmesini istediği şeylere ulaşılabiliyoruz sadece. Çünkü biz insanlar, sosyal medyada olduğumuz gibi değil, olmak istediğimiz gibi görünüyoruz çoğunlukla.
 
En çok ta yaptığımız, gördüğümüz, gezdiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz şeyleri insanlara gösterme hevesi ön plana çıkıyor benliğimizde, belki de bilinçaltımızda…
“Ben bu kitabı okuyorum ama bunu birilerine göstermem gerek. Eğer göstermezsem bu kitabı okumak ne işime yarayacak…”
 
“Ben şu an Newyork’ta, Paris’te geziyorum ama bunu birilerinw göstermem gerek yoksa ne anlamı var…”
 
“Ben şu an falancanın konserindeyim ama birilerine göstermem gerek bunu… Yoksa konser alanındaki varlığım -konseri veren ben olmadığı için- hiçbir anlam ifade etmeyecek…”
 
“Ne kadar da güzel, lüks bir mekandayım, bunu muhakkak göstermem gerek…”
 
“Yeni aldığım koltuk takımını paylaşayım da konu komşu çatlasın…”
 
Beğenilme, tebrik ve takdir edilme, kıskanılma, gıpta edilme hissi yakamızı bırakmıyor bir türlü. Evet bırakmıyor çünkü bu fıtratımıza, genetik kodlarımıza yazılmış.
Bir insan bir adada yalnız başına olsa güzel bir elbisenin ya da şahane arabanın güzel olması ne anlam ifade eder modern insan için? Hiçbirşey…
Çünkü birileri onu gördüğü müddetçe güzeldir, değerlidir, kıymetlidir.
Sosyal medya da, bu nefsî hasletlerimizi azdırmak, kabartmak, şiddetlendirmek için biçilmiş kaftan. Herkes kendinden pay biçsin, kendini bi sınasın, yoklasın bakalım; sosyal medya yokken böylesine beğenilme, dikkat çekme, birşeyleri gösterme hırsı var mıydı? Varsa da bu boyutlarda mıydı?… Değildi elbette.
 
Dünyevîleşmekten, dünya nimetlerine tamah etmekten, nefse uymaktan men eden , nehyeden binlerce İlâhî ve nebevî ikazı biz neden ve nerede unuttuk acaba?
İnsanların sahip olduğu ilim, sahip olduğu kitaplar, sahip olduğu erdemler, bir mü’mine yakışır şekilde bir karakter, müstakim bir duruş, asıl önemli olan değerlerdir elbette ama onlarla gösteriş yapmadığı sürece…
Biz, iyi görünme, birşeyleri gösterme, beğenilme hırsından hevesinden ne zaman vazgeçersek, işte o zaman bu değerler, değer olacaktır.
 
(Bu arada, öylesine yazmaya başladığım bu yazı acaba nereye doğru gidiyor, ben de henüz farkında değilim ama güzel bir yere gidiyor zannımca, lakin burda yazıyı kesip devamını daha sonra yazacağım inşallah … )

Şükrü Yaşar

Bir Cevap Yazın